Tiroid ameliyatı (tiroidektomi), boynun ön bölümünde bulunan tiroid bezinin, çeşitli hastalıklar sebebiyle cerrahi olarak çıkarılması işlemidir. Bu operasyon iyi huylu büyümelerden (guatr, nodül) tiroid kanserine kadar geniş bir yelpazedeki sağlık sorunları için kalıcı bir çözüm sunar. Boynun ön kısmındaki bu kelebek şeklindeki organın fonksiyon bozuklukları veya yapısal problemleri, modern cerrahi teknikler ve multidisipliner bir yaklaşımla etkin bir şekilde yönetilir. Tedavinin temel amacı, hastalıklı dokuyu vücuttan uzaklaştırarak hastanın yaşam kalitesini artırmak ve altta yatan ciddi durumların önüne geçmektir.

Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy

Eğitim;

Lise: TED Ankara Koleji – Mezuniyet: 1998
Tıp Fakültesi: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi – Mezuniyet: 2005
Uzmanlık: Genel Cerrahi Uzmanlık Eğitimi – Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı – 2012

Uzmanlık Sonrası Süreç;

2012–2014: Devlet yükümlülüğü – Muş Devlet Hastanesi
Ocak 2014 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi AD – Uzman doktor, ardından akademisyen olarak görev yaptı
Mart 2016 – Ekim 2017: Başkent Üniversitesi İstanbul Uygulama Hastanesi – Karaciğer Nakli Sorumlu Yardımcısı
Haziran 2020 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi – Uluslararası Hasta Departmanı Direktörü

Özgeçmişi İncele İletişime Geç

Tiroid Ameliyatı Nedir?

Basitçe anlatmak gerekirse, tiroid ameliyatı hastalıklı tiroid dokusunu vücuttan uzaklaştırma operasyonudur. Bu operasyon alanında uzman ve tecrübeli cerrahlar tarafından yapıldığında oldukça güvenli ve sonuçları yüz güldürücü bir işlemdir. Her hasta için standart bir ameliyat yoktur; tedavi tamamen kişiye özeldir. Yapılacak işlemin kapsamı, hastalığın türüne ve yaygınlığına göre belirlenir. Ameliyatın iki ana şekli vardır. Birincisi, bezin tamamının alındığı total tiroidektomi; ikincisi ise bezin sadece bir yarısının (lobunun) alındığı lobektomi veya diğer adıyla hemitiroidektomidir. Bu kararı verirken amacımız, hastalıklı dokuyu tamamen temizlerken sağlıklı dokuları ve komşu organları azami ölçüde korumaktır. Böylece hem hastanın sağlığına kavuşmasını sağlar hem de yaşam kalitesini en üst düzeyde tutmayı hedefleriz.

Tiroid Ameliyatı Hangi Durumlarda Gerekir?

Tiroid ameliyatı kararı, bir dizi detaylı incelemenin ve değerlendirmenin sonunda, hasta ile birlikte verilen ortak bir karardır. Bu bir süreçtir ve her adım, bir sonrakini belirler. Süreç genellikle boyun ultrasonu ile başlar. Ultrason, tiroid bezindeki nodüllerin yapısı hakkında bize çok değerli bilgiler verir. Eğer bir nodülün görünümü şüpheli ise, bir sonraki adım olan ince iğne aspirasyon biyopsisine (İİAB) geçilir. Bu işlemle nodülden alınan hücreler patoloji laboratuvarında incelenir ve kanser riski taşıyıp taşımadığı belirlenir. Tüm bu veriler ışığında ameliyatın gerekli olup olmadığına karar verilir.

Ameliyat gerektiren başlıca durumlar şunlardır:

  • Tiroid kanseri teşhisi
  • Güçlü kanser şüphesi
  • Nefes borusuna veya yemek borusuna baskı yapan büyüme (guatr)
  • İlaç tedavisine yanıt vermeyen zehirli guatr (hipertiroidi)
  • Boyunda belirgin şişlik yaratan kozmetik endişeler
  • Biyopsiyle tanısı netleştirilemeyen şüpheli nodüller
  • Kanser veya Güçlü Kanser Şüphesi

Ameliyatın en net ve en önemli gerekçesi, biyopsi ile tiroid kanseri teşhisi konulmasıdır. Bazen biyopsi sonucu kesin olarak “kanser” demese de kanser olasılığının çok yüksek olduğunu belirtebilir. Bu durumlar da kesin cerrahi gereklilik olarak kabul edilir. Ameliyatın amacı, kanserli dokuyu vücuttan tamamen temizlemek ve hastalığın yayılmasını önlemektir.

  • İyi Huylu (Benign) Durumlar

Ameliyatların önemli bir kısmı da iyi huylu hastalıklar için yapılır. Bu durumda amaç hastalığın yarattığı mekanik veya hormonal sorunları çözmektir. Tiroid bezi aşırı büyüdüğünde (guatr), çevresindeki önemli yapılara baskı yapmaya başlayabilir. Bu baskı sonucu hastalarda bazı rahatsız edici belirtiler ortaya çıkabilir.

  • Yutkunmada zorluk
  • Nefes darlığı
  • Boğazda takılma veya yumru hissi
  • Ses kısıklığı
  • Horlama veya gürültülü nefes alma

Bu belirtiler hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünde, büyüyen tiroid bezini alarak bu baskıyı ortadan kaldırmak en etkili çözümdür. Ayrıca bazı durumlarda tiroid bezi aşırı hormon salgılayarak “zehirli guatr” durumuna neden olur. İlaç tedavisi veya diğer yöntemler başarısız olduğunda, tiroid bezinin ameliyatla alınması kalıcı bir tedavi sağlar. Bazen de biyopsi sonucu iyi huylu gelse bile, nodül 4 cm’den büyükse ameliyat düşünülebilir. Çünkü çok büyük nodüllerde, iğne biyopsisinin küçük bir kanser odağını atlama riski bir miktar artar.

  • Tanısı Belirsiz Nodüller

Bazen iğne biyopsisi, nodülün iyi mi kötü mü olduğuna dair net bir cevap veremez. Sonuç “belirsiz” veya “şüpheli” olarak gelir. Bu “gri alan”daki nodüller için genellikle tanısal amaçlı bir ameliyat önerilir. Bu ameliyatta, nodülün bulunduğu tiroid lobu tamamen çıkarılır ve patolog tarafından detaylıca incelenir. Böylece nodülün kesin tanısı konulmuş olur. Eğer sonuç kanser gelirse, bu işlem aynı zamanda tedavinin ilk adımı olur; sonuç iyi huylu gelirse, hastayı belirsizlikten kurtaran ve gereksiz takipten koruyan bir işlem yapılmış olur.

Genel Cerrahi Alanındaki Hastalıklar ile İlgili Randevu Almak İçin
Genel Cerrahi Alanındaki Hastalıklar ile İlgili
Randevu Almak İçin
Butona tıklayarak WhatsApp üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Tiroid Ameliyatı Riskleri Nelerdir?

Her cerrahi girişimin olduğu gibi, tiroid ameliyatının da bazı riskleri vardır. Ancak şunu belirtmek gerekir ki bu operasyon tecrübeli bir cerrahi ekip tarafından yapıldığında bu risklerin gerçekleşme oranı oldukça düşüktür. Ameliyat öncesinde tüm bu olası riskler ve alınacak önlemler hakkında hastalar detaylıca bilgilendirilir.

En sık karşılaşılabilecek potansiyel riskler aşağıda sıralanmıştır.

  • Kanama (Hematom)
  • Ses kısıklığı (Ses teli sinir hasarı)
  • Kalsiyum düşüklüğü (Hipokalsemi)
  • Enfeksiyon

Kanama (Hematom): Ameliyat sonrası dönemde en çok dikkat ettiğimiz konu, ameliyat bölgesinde kan birikmesidir. Bu durum nadir görülse de biriken kan soluk borusuna baskı yapabileceğinden acil müdahale gerektirebilir. Bu nedenle hastalar ameliyat sonrası ilk 6-12 saat boyunca çok yakından izlenir. Boyunda ani şişme, morarma ve nefes darlığı gibi belirtiler bu durumun habercisi olabilir.

Ses Kısıklığı: Tiroid bezinin hemen arkasında, ses tellerimizin hareketini sağlayan çok hassas sinirler bulunur. Ameliyat sırasında bu sinirlerin anatomik yapısını ve fonksiyonlarını korumak cerrahinin en önemli önceliğidir. Sinirde operasyona bağlı bir gerilme veya ödem olursa, geçici ses kısıklığı yaşanabilir. Bu durum genellikle birkaç hafta içinde düzelir. Kalıcı ses kısıklığı riski ise deneyimli merkezlerde %1’in altındadır. Ameliyat sırasında “sinir monitörizasyonu” adı verilen teknolojik bir cihazın kullanılması, bu sinirlerin bulunmasını ve korunmasını kolaylaştırarak riski daha da azaltır.

Kalsiyum Düşüklüğü: Vücudumuzun kalsiyum dengesini sağlayan, genellikle dört adet olan ve paratiroid bezi adı verilen minik organlar, tiroid bezine yapışık halde bulunur. Tiroid bezinin tamamının alındığı ameliyatlarda bu bezlerin kanlanması bozulabilir veya farkında olmadan zarar görebilirler. Bu durum kan kalsiyum seviyelerinin düşmesine yol açar. Kalsiyum düşüklüğünün erken belirtileri şunlardır:

  • El ve ayak parmaklarında uyuşma
  • Dudak çevresinde karıncalanma
  • Kaslarda seğirme veya kramplar

Bu komplikasyon da büyük oranda geçicidir. Ameliyat sonrası dönemde hastalara kalsiyum ve D vitamini takviyesi verilerek bu durum yönetilir. Kalıcı kalsiyum düşüklüğü, tiroid bezinin tamamının alındığı ameliyatlardan sonra daha sık görülür ve hastanın sürekli ilaç kullanmasını gerektirebilir.

Tiroid Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Tiroid ameliyatı genel anestezi altında, yani hasta tamamen uyutularak gerçekleştirilir. Operasyonun nasıl yapılacağı, yani tekniği ve kapsamı, hastalığın türüne, tiroid bezinin büyüklüğüne ve hastanın genel durumuna göre özenle planlanır.

Temel karar, tiroid bezinin ne kadarının çıkarılacağıdır. Total tiroidektomi işleminde, tiroid bezinin tamamı çıkarılır. Bu yöntem genellikle tiroid kanserlerinde, bezin her iki tarafını da tutan büyük guatrlarda veya ilaçla kontrol altına alınamayan zehirli guatrda tercih edilir. Lobektomi işleminde ise tiroid bezinin sadece hastalıklı olan yarısı (lobu) çıkarılır. Bu yaklaşım tek taraflı iyi huylu nodüllerde, tanısı belirsiz nodüllerde ve son yıllardaki modern yaklaşımlar doğrultusunda, belirli kriterleri karşılayan (4 cm’den küçük, yayılım göstermemiş) düşük riskli tiroid kanserlerinde güvenle uygulanmaktadır. Lobektominin en büyük avantajı, vücudun kendi hormonunu üretmeye devam etme şansının korunması ve kalıcı kalsiyum düşüklüğü gibi risklerin neredeyse tamamen ortadan kalkmasıdır.

Tiroid bezine ulaşmak için farklı yollar kullanılabilir. Cerrah, hasta için en uygun olan yöntemi seçecektir.

  • Geleneksel Açık Ameliyat: Bu dünya genelinde en yaygın kullanılan ve “altın standart” olarak kabul edilen yöntemdir. Boynun alt kısmındaki doğal bir cilt çizgisine yapılan yatay bir kesi ile gerçekleştirilir. Bu yöntem her türlü tiroid hastalığı için güvenle uygulanabilir ve cerraha en geniş görüş ve çalışma alanını sunar. Kesi izi, genellikle zamanla çok iyi iyileşir ve neredeyse fark edilmez hale gelir.
  • Endoskopik (Kapalı) Ameliyat: Daha küçük bir kesiden, bir kamera ve özel aletler yardımıyla yapılan bir yöntemdir. Sadece tiroid bezi ve nodülü küçük olan seçilmiş hastalar için uygundur. Kozmetik olarak daha küçük bir iz bırakma avantajı vardır:
  • Ağız İçinden İzsiz Ameliyat (TOETVA): Boyunda hiçbir iz bırakmayan, tamamen kapalı bir yöntemdir. Ameliyat, alt dudağın iç tarafından yapılan çok küçük kesilerden girilerek gerçekleştirilir. Özellikle boynunda iz kalmasını istemeyen ve kriterleri uygun olan hastalar için modern bir alternatiftir.

Ameliyat sırasında ses teli sinirlerini korumak için kullandığımız en önemli teknolojik yardımcılardan biri sinir monitörizasyonudur. Bu sistemi, arabanızdaki park sensörüne benzetebilirsiniz. Nasıl ki park sensörü bir engele yaklaştığınızda sizi sesle uyarıyorsa, bu cihaz da sinire yaklaştığımızda veya sinire bir temas olduğunda bizi hem sesli hem de görsel olarak uyarır. Bu sayede özellikle anatomik zorlukların olduğu veya yapışıklıkların bulunduğu vakalarda sinirin yerini güvenle tespit etmemizi ve onu operasyon boyunca koruma altında tutmamızı sağlar. Bu teknoloji, ses kısıklığı riskini en aza indirmede kritik bir rol oynar.

Bizimle İletişime geçin.
Formu doldurarak online randevu talebinde bulunabilirsiniz. Ekibimiz sizinle en kısa sürede iletişime geçecektir.


    Tiroid Ameliyatı Sonrası Süreç

    Ameliyat bittikten sonraki dönem, hastanın güvenli ve konforlu bir şekilde iyileşmesini sağlamaya odaklıdır. Bu süreç genellikle sorunsuz ve hızlı ilerler.

    • Hastanede Kalış Süresi: Çoğu hasta ameliyattan sonra hastanede 1 veya 2 gece kalır. Bu süre, ameliyatın büyüklüğüne ve hastanın genel durumuna göre değişir.
    • Ağrı Kontrolü: Tiroid ameliyatı genellikle çok ağrılı bir işlem değildir. Hastalar çoğunlukla yutkunurken hissettikleri hafif bir boğaz ağrısından bahsederler. Bu ağrı, standart ağrı kesicilerle kolaylıkla kontrol altına alınır.
    • Beslenme: Ameliyattan birkaç saat sonra, hasta kendini iyi hissettiğinde önce sıvı, sonra da normal gıdaları tüketmeye başlayabilir.
    • Hareket: Hastaların ameliyattan sonra mümkün olan en kısa sürede ayağa kalkıp yürümeleri teşvik edilir. Bu kan dolaşımını hızlandırarak iyileşmeyi destekler ve pıhtı oluşumu gibi riskleri azaltır.

    Ameliyat sonrası takipte en çok odaklandığımız iki önemli nokta vardır: kanama ve kalsiyum seviyeleri. Kanama riskine karşı hastanın boynu ve yara yeri düzenli olarak kontrol edilir. Kalsiyum takibi ise özellikle tiroid bezinin tamamının alındığı hastalar için hayati önem taşır. Modern yaklaşımda ameliyattan hemen sonra kanda parathormon (iPTH) seviyesine bakarız. Bu test, paratiroid bezlerinin çalışıp çalışmadığı hakkında bize çok erken ve değerli bir ipucu verir. Eğer bu seviye düşükse, hastada kalsiyum düşüklüğü belirtileri (uyuşma, kramp vb.) ortaya çıkmadan önce koruyucu olarak kalsiyum ve D vitamini tedavisine başlarız. Bu proaktif yaklaşım sayesinde, hastalar bu süreci çok daha konforlu atlatır ve güvenle evlerine dönebilirler.

    Tiroid Ameliyatı Olanların Dikkat Etmesi Gerekenler

    Ameliyat sonrası uzun dönemdeki yaşam, ameliyatın nedenine bağlı olarak şekillenir. İyi huylu bir hastalık nedeniyle ameliyat olan bir hastanın takibi ile kanser nedeniyle ameliyat olan bir hastanın takibi birbirinden farklıdır.

    İyi Huylu Hastalık İçin Ameliyat Olanlar

    • Eğer tiroid bezinin tamamı alınmışsa, vücudun ihtiyaç duyduğu tiroid hormonunu dışarıdan almak gerekir. Bu her gün düzenli olarak alınacak tek bir hap ile sağlanır. Doğru doz ayarlandıktan sonra hastalar hayatlarına hiçbir kısıtlama olmadan devam edebilirler. Dozun doğru olup olmadığını anlamak için belirli aralıklarla kan TSH seviyesine bakılır. Eğer ameliyatta bezin sadece yarısı alınmışsa (lobektomi), kalan doku genellikle yeterli hormon üreteceğinden çoğu zaman ilaca gerek kalmaz. Yine de yıllık TSH kontrolü ile durumu takip etmek önemlidir.

    Kanser Nedeniyle Ameliyat Olanlar

    • Tiroid kanseri tedavisinin başarısı, sadece başarılı bir ameliyata değil aynı zamanda ömür boyu sürecek dikkatli bir takibe de bağlıdır. Bu takip, hastalığın tekrarlamasını erken evrede saptamayı ve hastanın sağlıklı bir yaşam sürmesini hedefler.
    • Hormon Tedavisi: Kanser nedeniyle ameliyat olan hastalarda tiroid hormonu ilacının iki temel amacı vardır. Birincisi, vücudun hormonsuz kalmasını engellemektir. İkincisi ise, beyinden salgılanan TSH hormonunu baskılamaktır. TSH, geride kalmış olabilecek mikroskobik kanser hücreleri için bir “büyüme sinyali” görevi görebilir. İlaç dozu, TSH seviyesini düşük tutacak şekilde ayarlanarak bu risk en aza indirilir. Ancak bu baskılamanın seviyesi, kanserin risk durumuna göre “kişiye özel” olarak ayarlanır. Düşük riskli bir hastada hafif bir baskılama yeterliyken, yüksek riskli bir hastada daha güçlü bir baskılama hedeflenir.

    Düzenli Kontroller: Hastalığın takibinde kullandığımız iki ana yöntem vardır:

    • Kan Testleri (Tiroglobulin ve Anti-Tiroglobulin): Tiroglobulin, sadece tiroid hücreleri tarafından üretilen bir proteindir. Tiroid bezi tamamen alındıktan sonra kandaki seviyesinin sıfıra yakın olması beklenir. Bu değer, bizim için çok hassas bir “tümör belirteci”dir. Takiplerde bu değerin yükselmesi, hastalığın nüksettiğine dair ilk işaret olabilir.
    • Boyun Ultrasonu: Ameliyat bölgesi ve boyundaki lenf bezleri, yapısal bir anormallik veya şüpheli bir büyüme olup olmadığını görmek için düzenli olarak ultrason ile taranır.

    Bu kontroller başlangıçta daha sık (6 ayda bir gibi) yapılırken, hastanın durumu iyi gittikçe ve tüm sonuçlar temiz çıktıkça kontrol aralıkları giderek uzatılır (yılda bir veya daha uzun). Bu “dinamik” takip yaklaşımı sayesinde, hastaların büyük çoğunluğu tedavilerini tamamladıktan sonra sağlıklı ve normal bir yaşam sürerler.

    Mide Fıtığı Nedir, Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Devamını Oku

    Anal Fistül Nedir, Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Devamını Oku

    Femoral Fıtık Nedir, Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Devamını Oku