Adrenal (böbreküstü bezi) ameliyatı tıbbi adıyla adrenalektomi, böbreklerin üzerinde yer alan ve vücudun stres, tansiyon ve metabolizma dengesi için hayati hormonlar üreten adrenal bezlerin cerrahi yöntemlerle çıkarılmasıdır. Bu operasyon bezlerin fonksiyonlarındaki bozulmalara bağlı olarak ortaya çıkan ciddi sağlık sorunlarını gidermek amacıyla gerçekleştirilen hassas bir müdahaledir. Modern cerrahide, hastanın iyileşme sürecini hızlandırmak ve konforunu artırmak üzere gelişmiş teknikler kullanılarak, vücudun hormonal dengesinin yeniden kurulması hedeflenir. Bu prosedür, alanında uzmanlık gerektiren önemli bir tedavi yöntemidir.

Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy

Eğitim;

Lise: TED Ankara Koleji – Mezuniyet: 1998
Tıp Fakültesi: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi – Mezuniyet: 2005
Uzmanlık: Genel Cerrahi Uzmanlık Eğitimi – Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı – 2012

Uzmanlık Sonrası Süreç;

2012–2014: Devlet yükümlülüğü – Muş Devlet Hastanesi
Ocak 2014 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi AD – Uzman doktor, ardından akademisyen olarak görev yaptı
Mart 2016 – Ekim 2017: Başkent Üniversitesi İstanbul Uygulama Hastanesi – Karaciğer Nakli Sorumlu Yardımcısı
Haziran 2020 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi – Uluslararası Hasta Departmanı Direktörü

Özgeçmişi İncele İletişime Geç

Adrenal (Böbreküstü Bezi) Ameliyatı Nedir?

Adrenal bezleri bir şirketin yönetim katına benzetebiliriz. Bu katın iki farklı departmanı vardır: dış kısım olan korteks ve iç merkez olan medulla. Her ikisinin de görevleri tamamen farklıdır ve bu nedenle ortaya çıkardıkları sorunlar da farklılık gösterir.

Korteks bölümü, yani dış katman, vücudun temel dengelerini sağlayan üç grup hormon üretir. Bunları akılda tutmak için basit bir şifreleme kullanabiliriz: “Tuz, Şeker ve Cinsiyet”. Aldosteron hormonu vücudun tuz dengesini ve tansiyonunu ayarlar. Kortizol, yani stres hormonu, kan şekerini düzenler ve vücudun zorlu durumlara karşı direncini artırır. Androjenler ise cinsiyet hormonlarının öncülleridir.

Medulla, yani iç merkez ise, adeta vücudun acil durum düğmesidir. Tehlike veya heyecan anında “savaş ya da kaç” tepkisini tetikleyen adrenalin ve noradrenalin hormonlarını salgılar. Bu hormonlar kalbimizin daha hızlı atmasını, kan basıncımızın yükselmesini ve tüm duyularımızın keskinleşmesini sağlar.

İşte bu hassas denge, bezlerde ortaya çıkan bir tümör veya aşırı büyüme nedeniyle bozulduğunda, adrenal bez ameliyatı devreye girer. Ameliyatın amacı, bu dengeyi bozan, kontrolsüz hormon üreten veya kanser riski taşıyan dokuyu vücuttan güvenli bir şekilde uzaklaştırarak vücudun yeniden sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlamaktır.

Adrenal (Böbreküstü Bezi) Ameliyatı Hangi Durumlarda Yapılır?

Bir hastamızda adrenal bez ameliyatına karar verirken üç temel durumu göz önünde bulundururuz: bezdeki kitlenin aşırı hormon üretip üretmediği, kanser riski taşıyıp taşımadığı ve boyutu.

Birinci ve en yaygın neden, hormon üreten, yani fonksiyonel tümörlerdir. Vücudun kimyasını alt üst eden bu durumlar genellikle kitlenin boyutu ne olursa olsun cerrahi müdahale gerektirir. Bu duruma yol açan başlıca hastalıklar şunlardır:

  • Cushing Sendromu
  • Conn Sendromu
  • Feokromositoma

Cushing Sendromu, genellikle iyi huylu bir tümörün aşırı miktarda kortizol üretmesiyle ortaya çıkar. Vücut adeta sürekli bir alarm durumunda yaşar. Bu özellikle karın bölgesinde kilo alımına, yüzde yuvarlaklaşmaya, kan basıncı ve şeker seviyelerinde yükselmeye, kas güçsüzlüğüne ve ciltte kolay morarmalara yol açar. Conn Sendromu ise aşırı aldosteron üretimiyle seyreder ve tedaviye dirençli yüksek tansiyonun en önemli nedenlerinden biridir. Feokromositoma, bezin merkezinden kaynaklanır ve bir “adrenalin bombası” gibi çalışır. Ani ve şiddetli tansiyon atakları, çarpıntı, terleme ve baş ağrısı nöbetlerine neden olarak hayatı tehdit edebilir.

İkinci önemli ameliyat nedeni, kötü huylu tümörler veya kanser şüphesidir. Bu durumda amaç hastalığı vücuttan tamamen temizlemektir. Bu gruptaki başlıca durumlar şunlardır:

  • Adrenokortikal Kanser (ACC)
  • Kötü Huylu Feokromositoma
  • Metastatik Tümörler

Adrenokortikal Kanser (ACC), adrenal bezin kendi dokusundan kaynaklanan nadir ama agresif bir kanser türüdür. Tedavideki tek şans, tümörün çevreye yayılmadan, bir bütün halinde temiz cerrahi sınırlarla çıkarılmasıdır. Diğer organ kanserlerinin (akciğer, böbrek gibi) adrenal beze sıçraması durumunda, yani metastaz varlığında da eğer hastalık sadece bu bölgedeyse ameliyatla çıkarılması hastanın yaşam süresini uzatabilir.

Üçüncü durum ise başka bir nedenle yapılan tomografi veya ultrason sırasında tesadüfen saptanan kitlelerdir. Bu “insidentaloma” adı verilen kitlelerde, hormon testleri normalse karar vermemizi sağlayan en önemli kriter kitlenin boyutudur. 4 cm’den küçük ve şüpheli özellikleri olmayan kitleler genellikle takip edilir. Ancak 6 cm’yi geçen kitlelerde kanser riski belirgin şekilde arttığı için, hormon üretmese bile genellikle cerrahi olarak çıkarılmasını öneririz. 4 ile 6 cm arasındaki kitleler ise gri bölgedir ve karar, kitlenin diğer görüntüleme özellikleriyle birlikte hasta özelinde verilir.

Adrenal (Böbreküstü Bezi) Ameliyatı Riskleri Nelerdir?

Her cerrahi işlemin doğası gereği bazı riskleri vardır ve adrenal bez ameliyatı da bir istisna değildir. Ancak modern cerrahi teknikler ve deneyimli bir ekiple bu riskler en aza indirilebilir. Ameliyatın risklerini, operasyon sırasında ve sonrasında ortaya çıkabilecekler olarak ikiye ayırabiliriz. Her ameliyatta olduğu gibi, bu operasyonun da kendine özgü potansiyel riskleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Kanama
  • Çevre organ yaralanması
  • Tansiyon dalgalanmaları
  • Tümörün dağılma riski
  • Enfeksiyon
  • Fıtık
  • Kan pıhtılaşması
  • Adrenal yetmezlik

Bu risklerin başında kanama gelir. Özellikle sağ adrenal bez, vücudun ana toplardamarı olan vena kava’ya çok kısa ve hassas bir damarla bağlıdır. Bu anatomik yapı sağ taraf ameliyatlarını teknik olarak daha zorlu hale getirir ve kanama riskini artırır. Sol tarafta ise komşuluklarından dolayı dalak, pankreas ve bunlara ait damarların yaralanma riski bulunur:

Özellikle feokromositoma ameliyatları sırasında, tümöre dokunulmasıyla kana bol miktarda adrenalin karışabilir. Bu durum tansiyonda ani ve tehlikeli yükselmelere neden olabilir. Ancak ameliyat öncesi yapılan özel ilaç hazırlığı ve anestezi ekibinin tecrübesiyle bu durum başarıyla yönetilir.

Kanser şüphesi olan bir tümörün ameliyat sırasında parçalanması veya kapsülünün yırtılması, kanser hücrelerinin karın içine yayılmasına neden olabilir. Bu hastalığın seyrini çok olumsuz etkileyen bir durumdur. Bu nedenle kanser şüphesi yüksek olan vakalarda genellikle açık ameliyatı tercih ederek bu riski ortadan kaldırmayı hedefleriz.

Ameliyat sonrası en önemli risklerden biri ise adrenal yetmezliktir. Özellikle Cushing sendromu nedeniyle ameliyat olan hastalarda, aşırı kortizol üreten tümör, karşıdaki sağlam bezi “uykuya yatırmıştır”. Tümör çıkarıldığında, uykudaki bez hemen uyanamaz ve vücut hayati önem taşıyan kortizolden mahrum kalır. Bu durum tansiyon düşüklüğü, halsizlik ve bulantı ile seyreden ve “adrenal kriz” olarak adlandırılan tehlikeli bir tabloya yol açabilir. Bunu önlemek için ameliyat sonrası hastalara dışarıdan kortizon ilacı vererek sağlam bezin uyanması için ona zaman tanırız.

Genel Cerrahi Alanındaki Hastalıklar ile İlgili Randevu Almak İçin
Genel Cerrahi Alanındaki Hastalıklar ile İlgili
Randevu Almak İçin
Butona tıklayarak WhatsApp üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Adrenal (Böbreküstü Bezi) Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Adrenal bez ameliyatı titiz bir planlama ve hazırlık gerektiren, hassas bir operasyondur. Süreç ameliyat öncesi hazırlık, cerrahi tekniğin uygulanması ve ameliyat sonrası bakımı içerir:

Öncelikle, ameliyat öncesi hazırlık dönemi bir güvenlik protokolüdür. Ameliyat kararı verilen her hastada, kan ve idrar testleriyle bezin hormon üretip üretmediği detaylıca araştırılır. Eğer hormon fazlalığı saptanırsa, ameliyat öncesinde ilaçlarla bu hormonların seviyeleri kontrol altına alınır. Örneğin feokromositoma hastalarında ameliyattan en az 10-14 gün önce tansiyonu dengeleyen özel ilaçlara başlanması, ameliyat sırasındaki riskleri ortadan kaldırmak için hayati önem taşır. Yine, çekilen yüksek çözünürlüklü tomografi veya MR, cerraha yol haritası çizmesi için tümörün konumu, boyutu ve komşu organlarla ilişkisi hakkında paha biçilmez bilgiler sunar.

Cerrahınız, tümörünüzün özelliklerine ve sizin genel sağlık durumunuza göre en uygun yöntemi seçecektir. Günümüzde kullanılan başlıca cerrahi yaklaşımlar mevcuttur.

  • Laparoskopik (Kapalı) Ameliyat
  • Robotik Ameliyat
  • Açık Ameliyat

Laparoskopik (Kapalı) Adrenalektomi, günümüzde iyi huylu adrenal tümörlerin tedavisinde altın standart olarak kabul edilmektedir. Karın duvarına açılan birkaç küçük (0.5-1 cm) delikten bir kamera ve ince cerrahi aletler yardımıyla gerçekleştirilir. Cerrah, ekrandaki büyütülmüş ve net görüntü sayesinde en ince damar ve sinir yapılarını dahi görerek ameliyatı yapar. Bu yöntemin en büyük avantajı, hastanın çok daha az ağrı duyması, hastanede kalış süresinin 1-2 güne inmesi ve sosyal hayata dönüşün haftalar değil günler içinde olmasıdır.

Robotik Adrenalektomi, kapalı ameliyatın teknolojik olarak daha ileri bir versiyonudur. Cerrah, bir konsol aracılığıyla robotik kolları yönetir. Robotun sağladığı üç boyutlu görüntü ve insan elinin bilek hareketlerini taklit edebilen, hatta daha fazlasını yapabilen hassas aletler sayesinde, özellikle ulaşılması zor bölgelerdeki tümörlerde veya bezi korumayı hedeflediğimiz kısmi rezeksiyonlarda büyük avantaj sağlar.

Açık Adrenalektomi ise artık yalnızca özel durumlarda başvurduğumuz geleneksel yöntemdir. En önemli kullanım alanı, adrenokortikal kanser (ACC) şüphesi veya kesin tanısıdır. Bu durumda amaç kanserli dokuyu bir bütün olarak etrafındaki yağ dokusuyla birlikte asla parçalamadan ve dağıtmadan çıkarmaktır. “Onkolojik prensiplere uygunluk” dediğimiz bu yaklaşım hastalığın tekrarlama riskini en aza indirmek için elzemdir. Ayrıca 12-15 cm’yi geçen dev kitlelerde veya çevre organlara yayılım gösteren tümörlerde de açık ameliyat gerekebilir.

Bizimle İletişime geçin.
Formu doldurarak online randevu talebinde bulunabilirsiniz. Ekibimiz sizinle en kısa sürede iletişime geçecektir.


    Adrenal (Böbreküstü Bezi) Ameliyatı Sonrası Süreç

    Ameliyat bittikten sonraki süreç en az operasyonun kendisi kadar önemlidir. Bu dönem, vücudun yeni hormonal düzenine adapte olduğu bir geçiş ve toparlanma evresidir.

    Kapalı bir ameliyat geçirdiyseniz, genellikle hastanede 1 veya 2 gece kalmanız yeterli olacaktır. Ameliyat sonrası ağrınız minimal düzeyde olur ve basit ağrı kesicilerle rahatlıkla kontrol altına alınır. Mümkün olan en kısa sürede ayağa kalkıp yürümeniz, hem bağırsaklarınızın normal çalışmaya başlamasını hızlandıracak hem de bacaklarda pıhtı oluşma riskini azaltacaktır. Açık ameliyatlardan sonra ise hastanede kalış süresi ve toparlanma dönemi doğal olarak biraz daha uzun sürer.

    Bu sürecin en kritik noktalarından biri, hormon dengesinin yönetimidir. Eğer Cushing sendromu nedeniyle tek taraflı adrenalektomi geçirdiyseniz, daha önce bahsettiğimiz “uykudaki” sağlam beziniz uyanana kadar vücudunuzun kortizol ihtiyacını dışarıdan hap olarak karşılamanız gerekecektir. Bu tedavi, doktorunuzun kontrolünde, kan seviyeleriniz takip edilerek aylar içinde yavaş yavaş azaltılarak sonlandırılır. Bu süreçte sabırlı olmak çok önemlidir.

    Eğer her iki adrenal beziniz de alındıysa, bu durum kalıcı adrenal yetmezlik anlamına gelir. Ancak bu sağlıklı bir yaşam sürmenize engel değildir. Vücudunuzun artık üretemediği kortizol ve aldosteron hormonlarını ömür boyu düzenli olarak ilaç formunda almanız gerekir. Bu ilaçların dozajı, günlük yaşamınıza ve sağlığınıza uygun şekilde ayarlanır. Bu tedaviyi, bir diyabet hastasının insülin kullanması gibi düşünebilirsiniz; bu bir eksikliği yerine koyma tedavisidir ve normal bir hayat sürmenizi sağlar.

    Adrenal (Böbreküstü Bezi) Ameliyatı Olanların Dikkat Etmesi Gerekenler

    Adrenal bez ameliyatı pek çok hastalık için tam bir şifa anlamına gelse de tedavi genellikle ameliyat masasında son bulmaz. Başarılı bir operasyon aslında sağlıklı bir geleceğe atılan ilk adımdır ve bu yolculukta hasta ile hekimin iş birliği devam eder. Uzun vadeli takip, tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.

    Takip süreci, ameliyatın nedenine göre farklılık gösterir. Örneğin bir feokromositoma nedeniyle ameliyat olduysanız, bu tümörün yıllar sonra bile tekrarlama veya vücudun başka bir yerinde ortaya çıkma riski vardır. Bu nedenle genellikle en az 10 yıl, hatta bazı durumlarda ömür boyu, yıllık kan veya idrar testleri ile kontrol altında tutulmanız gerekir.

    Adrenokortikal kanser (ACC) nedeniyle ameliyat geçiren hastalarımız ise çok daha yakın bir takip programına alınır. Hastalığın nüks etme potansiyeli nedeniyle, özellikle ilk birkaç yıl, 3-6 ayda bir düzenli olarak görüntüleme (tomografi gibi) tetkikleri yapılır.

    Ameliyat sonrası sağlıklı bir yaşam sürdürmek için bazı önemli noktalara dikkat etmek gerekir.

    • Düzenli doktor kontrolleri
    • Yıllık hormon testleri
    • Gerekli görüntüleme tetkikleri
    • İlaçların düzenli kullanımı
    • “Hasta gün kuralları”nı bilmek
    • Acil durum kartı taşımak

    Özellikle ömür boyu kortizon ilacı kullanması gereken hastalarımız için “hasta gün kuralları” hayati önem taşır. Vücudun ateşi yükseldiğinde, bir enfeksiyon geçirdiğinde, ishal veya kusma gibi durumlarda ya da başka bir ameliyat olması gerektiğinde kortizol ihtiyacı artar. Bu stresli durumlarda, kullanılan kortizon dozunun geçici olarak artırılması gerekir. Bu doz ayarlamasının nasıl yapılacağı, doktorunuz tarafından size detaylıca öğretilecektir. Ayrıca bu hastalarımızın her zaman yanlarında durumlarını belirten bir acil durum kartı veya bileklik taşımaları, olası bir acil durumda sağlık personelinin doğru müdahaleyi hızla yapabilmesi için kritik bir güvenlik önlemidir. Unutmayın bu yolculukta yalnız değilsiniz; düzenli takipler ve doğru bilgilendirme ile sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek tamamen mümkündür.

    Mide Fıtığı Nedir, Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Devamını Oku

    Anal Fistül Nedir, Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Devamını Oku

    Femoral Fıtık Nedir, Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Devamını Oku