Reflü ameliyatı yemek borusu ile mide arasındaki kapak mekanizmasının bozulması sonucu ortaya çıkan mide reflüsü ve mide fıtığı gibi sorunlara yönelik kalıcı bir cerrahi tedavi yöntemidir. Bu operasyon ilaçların sadece belirtileri baskıladığı durumların aksine, sorunun kökenindeki anatomik bozukluğu laparoskopik (kapalı) yöntemlerle onarır. Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasını fiziksel olarak engelleyen bu müdahale, kronikleşmiş reflü şikayetlerini ortadan kaldırarak hastaların ilaçsız bir şekilde yaşam kalitelerini yeniden kazanmalarını sağlar ve kalıcı bir çözüm sunar.
Eğitim;
Lise: TED Ankara Koleji – Mezuniyet: 1998
Tıp Fakültesi: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi – Mezuniyet: 2005
Uzmanlık: Genel Cerrahi Uzmanlık Eğitimi – Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı – 2012
Uzmanlık Sonrası Süreç;
2012–2014: Devlet yükümlülüğü – Muş Devlet Hastanesi
Ocak 2014 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi AD – Uzman doktor, ardından akademisyen olarak görev yaptı
Mart 2016 – Ekim 2017: Başkent Üniversitesi İstanbul Uygulama Hastanesi – Karaciğer Nakli Sorumlu Yardımcısı
Haziran 2020 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi – Uluslararası Hasta Departmanı Direktörü
Reflü Ameliyatı Nedir?
Yemek borusu ile midenin birleştiği noktayı, evin giriş kapısı gibi düşünebilirsiniz. Normalde bu kapı, yiyecekler mideye girdikten sonra sıkıca kapanır ve içerideki asitli mide sıvısının yukarı, yani yemek borusuna sızmasını engeller. Reflü hastalığında ise bu kapının menteşeleri bozulmuş, kilidi gevşemiştir. Bazen de midenin bir kısmının göğüs boşluğuna doğru fıtıklaşması (mide fıtığı) nedeniyle kapı tamamen yerinden oynamıştır. Sonuç olarak mide asidi ve sindirim sıvıları sürekli yukarı kaçarak göğüste o meşhur yanma hissine, ağıza acı su gelmesine ve hayatı kabusa çeviren diğer şikayetlere yol açar.
Kullandığınız mide koruyucu ilaçlar, bu sızıntının yarattığı tahrişi azaltmak için mide asidini zayıflatır. Yani sızıntının yerleri ıslatmasını engellemek için suyun gücünü azaltmak gibidir. Ancak bu sızıntının kaynağı olan bozuk kapıyı tamir etmez. İlacı bıraktığınız an, asit eski gücüne kavuşur ve şikayetleriniz geri döner. Hatta bazen ilaçlar asidi azaltsa bile, safra gibi asidik olmayan mide sıvıları yukarı kaçmaya devam eder ve bu durum özellikle gece uykudan uyandıran boğulma hissine veya ağıza yemek gelmesine neden olabilir.
Reflü ameliyatı ise soruna tamamen farklı yaklaşır: “Sızıntıyla uğraşmak yerine, bozuk kapıyı tamir edelim.” felsefesiyle hareket eder. Günümüzde altın standart kabul edilen laparoskopik (kapalı) fundoplikasyon yöntemiyle, midenin en üst, kubbe şeklindeki kısmını (fundus) alıp, yemek borusunun alt ucuna bir atkı gibi sararak doğal bir bariyer oluştururuz. Bu işlem gevşemiş olan o kapı mekanizmasını güçlendirir, varsa mide fıtığını onarır ve reflüyü kalıcı olarak engeller. Yani ameliyat, ilaç gibi belirtiyi baskılamak yerine, hastalığın nedenini ortadan kaldıran mekanik bir çözümdür.
Reflü Ameliyatı Hangi Durumlarda Yapılır?
Reflü ameliyatı kararı, “reflüm var, ameliyat olayım” kadar basit bir karar değildir. Bu hastanın genel durumu şikayetlerinin şiddeti ve yapılan detaylı tetkiklerin sonuçlarına göre verilen, kişiye özel bir karardır. Doğru hastayı seçmek, ameliyat başarısının temelini oluşturur. Ameliyatın bir seçenek haline geldiği bazı önemli durumlar şunlardır:
- İlaçların şikayetleri kontrol edememesi
- Özellikle ağıza acı su ve yemek gelmesinin devam etmesi
- Ömür boyu ilaca bağımlı kalmak istenmemesi
- İlaçların yan etkilerinin görülmesi
- Reflüye bağlı yemek borusunda ciddi yaralar oluşması (özofajit)
- İlaçla tedavi edilemeyen büyük mide fıtıklarının olması
- Yemek borusunda hücre değişikliği (Barrett özofagusu) saptanması
- Reflüden kaynaklanan inatçı öksürük
- Geçmeyen ses kısıklığı
- Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları (aspirasyon)
- Yemek borusunda darlık gelişmesi
Bu kararı vermeden önce, teşhisin kesinleşmesi ve en doğru ameliyat tekniğinin belirlenmesi için bir dizi kritik testin yapılması zorunludur. Bu hazırlık süreci, ameliyatın yol haritasını çizer. Bu temel tetkikler şunlardır:
- Endoskopi
- Manometri (yemek borusu basınç ölçümü)
- 24 saatlik pH-metre (asit ölçümü)
- İlaçlı mide filmi
Endoskopi, ucunda kamera bulunan ince ve esnek bir tüp ile yemek borusu ve midenin içerisine bakma işlemidir. Bu sayede reflünün yemek borusunda ne kadar hasar bıraktığını net bir şekilde görürüz. Mide fıtığı var mı, varsa ne kadar büyük, şikayetlerin altında başka bir neden (örneğin ülser) yatıyor mu gibi soruların cevabını bu yöntemle alırız.
Manometri, belki de ameliyat planlamasının en kilit testidir. Yemek borusunun kasılma gücünü ve yutkunma sırasındaki performansını ölçer. Şöyle düşünün; biz ameliyatla daha sıkı bir kapı yapacağız. Peki, yemek borusunun bu yeni kapıyı itip yiyecekleri mideye geçirecek kadar gücü var mı? İşte manometri bu sorunun cevabını verir. Eğer yemek borusu kasları zayıfsa, ona göre daha gevşek bir sarma tekniği (kısmi fundoplikasyon) tercih ederek ameliyat sonrası yutma güçlüğü riskini en aza indiririz.
24 saatlik pH-metre, reflü teşhisinin “altın standardı” kabul edilir. Özellikle endoskopide belirgin bir hasar görülmeyen ama tipik reflü şikayetleri olan hastalarda bu test hayat kurtarıcıdır. Burundan yerleştirilen çok ince bir telle 24 saat boyunca yemek borusuna ne kadar asit kaçtığı objektif olarak kaydedilir. Bu test, şikayetlerin gerçekten reflüden mi kaynaklandığını yoksa altında başka bir hassasiyet mi yattığını bilimsel olarak kanıtlar.
İlaçlı mide filmi ise, özellikle büyük mide fıtığı veya yutma güçlüğü şikayeti olan hastalarda anatomiyi daha detaylı görmek için istediğimiz bir röntgen tetkikidir. Hasta baryum içeren bir sıvı içerken çekilen filmlerle, yutma fonksiyonunu ve fıtığın yapısını anlık olarak değerlendirme şansı buluruz.
Reflü Ameliyatının Riskleri Nelerdir?
Her cerrahi müdahalenin potansiyel riskleri olduğu gibi, reflü ameliyatının da kendine özgü riskleri ve olası yan etkileri vardır. Neyse ki günümüzün kapalı ameliyat teknikleri sayesinde bu riskler oldukça düşüktür ve çoğu yönetilebilir durumlardır. Hastaların bu olasılıkları bilerek sürece girmesi, beklentilerin doğru yönetilmesi açısından çok önemlidir. Ameliyata özgü en sık karşılaşılan durumlar şunlardır:
- Ameliyat sonrası geçici yutma güçlüğü
- Gaz, şişkinlik ve geğirememe hissi
- Karında dolgunluk
- Artmış gaz çıkarma (flatus)
- İshal veya kabızlık gibi bağırsak alışkanlığı değişiklikleri
- Reflü şikayetlerinin yıllar içinde tekrarlaması
Bu maddeler arasında en sık görülen ve hastaları en çok meraklandıran durumlar yutma güçlüğü ve gaz-şişkinlik hissidir. Ameliyat sonrası ilk birkaç hafta, operasyon bölgesindeki şişlik (ödem) nedeniyle neredeyse her hastada bir miktar yutma zorluğu yaşanır. Bu sürecin normal bir parçasıdır ve özel bir diyetle kolayca atlatılır. Zamanla ödem geriledikçe yutkunma da normale döner. Çok nadiren, yapılan sarmalığın gerekenden sıkı olması durumunda kalıcı yutma güçlüğü görülebilir ki bu durum genellikle endoskopik genişletme ile tedavi edilir.
Gaz-şişkinlik sendromu (gas-bloat) ise, güçlendirilen yeni kapak mekanizmasının, midedeki havanın geğirme yoluyla çıkışını zorlaştırması sonucu oluşur. Bu durum özellikle 360 derecelik tam sarma (Nissen) yapılan hastalarda biraz daha sık görülür. Hastalar karınlarında dolgunluk ve şişkinlik hissedebilirler. Bu durum da genellikle zamanla azalır ve vücut yeni duruma adapte olur. Ameliyat öncesi doğru teknik seçimi (örneğin kısmi sarma) ile bu yan etkinin görülme olasılığı ciddi oranda düşürülebilir.
Reflü Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Reflü ameliyatları artık standart olarak laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılıyor. Bu karına büyük bir kesi yapmak yerine, birkaç adet 0.5-1 cm’lik küçük delikten girilerek, bir kamera ve uzun, hassas cerrahi aletler kullanılarak gerçekleştirilen bir ameliyat demektir. Bu tekniğin hasta için avantajları çok fazladır: Ameliyat sonrası ağrı çok daha az olur, hastanede kalış süresi kısalır (genellikle 1-2 gece), iyileşme ve normal hayata dönüş çok daha hızlıdır ve estetik olarak neredeyse hiç iz kalmaz.
Ameliyat genel anestezi altında yaklaşık 1.5 saat sürer. Ameliyatın temel adımları, seçilen teknik ne olursa olsun benzerdir. Önce karın karbondioksit gazıyla şişirilerek rahat bir çalışma alanı oluşturulur. Ardından, fıtıklaşmış olan mide ve yemek borusu karın içine geri alınır. Diyaframdaki genişlemiş olan fıtık açıklığı dikişlerle olması gereken sıkılığa getirilir. Son aşamada ise midenin üst kısmı, yemek borusunun etrafına sarılarak yeni bir kapak mekanizması oluşturulur. Ameliyatta kullanılan başlıca teknikler şunlardır:
- Nissen Fundoplikasyonu (360 Derece Tam Sarma)
- Toupet Fundoplikasyonu (270 Derece Kısmi Sarma)
Nissen Fundoplikasyonu, en eski ve en bilinen tekniktir. Mide, yemek borusunun etrafına tam bir simit gibi 360 derece sarılır. Reflüyü engelleme gücü çok yüksektir. Toupet Fundoplikasyonu ise daha modern bir yaklaşımdır. Mide, yemek borusunun arkasını ve yanlarını saracak şekilde yaklaşık 270 derecelik, at nalı şeklinde bir sarma işlemidir. Yemek borusunun ön yüzü serbest bırakılır. Yapılan sayısız bilimsel çalışma göstermiştir ki Toupet tekniğinin reflüyü kontrol etme başarısı Nissen ile neredeyse aynıdır. Ancak en büyük avantajı, yutma güçlüğü ve gaz-şişkinlik gibi yan etkilerinin anlamlı derecede daha az olmasıdır. Bu nedenle günümüzde, özellikle yemek borusu kasları zayıf olan hastalarda veya yan etkilerden mümkün olduğunca kaçınılmak istendiğinde daha sık tercih edilmektedir.
Eğer hastanın reflü şikayetlerine eşlik eden ciddi bir obezite sorunu varsa, o zaman tercih edilecek ameliyat farklıdır. Bu durumda Tüp Mide veya Gastrik Bypass gibi bariatrik cerrahi yöntemleri, hem reflüyü hem de obeziteyi aynı anda tedavi eden çok daha etkili bir çözüm sunar.
Reflü Ameliyatı Sonrası Süreç
Kapalı reflü ameliyatı sonrası iyileşme dönemi genellikle oldukça rahattır. Hastalar ameliyattan sonra genellikle 1 gece hastanede kalırlar ve ertesi gün evlerine gidebilirler. Ameliyat sonrası dönemde en çok dikkat edilmesi gereken konu beslenmedir. Ameliyat bölgesinin hassasiyeti ve ödem nedeniyle, yiyeceklerin rahatça geçebilmesi için kademeli bir diyet programı uygulanır.
İlk birkaç gün sadece berrak ve tanesiz sıvılar tüketilir. Bunlar arasında şunlar bulunur:
- Su
- Elma suyu
- Tanesiz komposto
- Et suyu
- Ihlamur gibi bitki çayları
Yaklaşık iki hafta süren ikinci aşama, püre ve blenderize gıdalar dönemidir. Bu dönemde yenebilecek bazı gıdalar şunlardır:
- Kremalı ve tanesiz çorbalar
- Yoğurt, ayran
- Muhallebi, puding
- Blender’dan geçirilmiş sebze ve meyve püreleri
- Proteinli süt içecekleri
İkinci haftanın sonundan yaklaşık altıncı haftaya kadar süren dönemde ise yumuşak gıdalara geçilir. Bu süreçte dikkatle tüketilebilecek yiyecekler arasında şunlar yer alır.
- Haşlanmış veya fırınlanmış balık
- Tavuk veya köfte (kıyma şeklinde)
- Patates püresi
- İyi pişmiş, kabuksuz sebzeler
- Omlet veya rafadan yumurta
- Muz
Bu süreçte kesinlikle kaçınılması gerekenler ise ekmek, pilav, makarna gibi yapışkan ve kuru gıdalar ile çiğ sebzeler ve sert etlerdir. Ayrıca gazlı içecekler de kesinlikle yasaktır.
Fiziksel aktivite olarak hastalar ameliyatın ertesi gününden itibaren yürüyüş yapabilirler. Ancak karın kaslarını zorlayacak ağır egzersizlerden ve 10 kilodan fazla ağırlık kaldırmaktan yaklaşık 4-6 hafta boyunca kaçınmaları gerekir.
Reflü Ameliyatı Olanların Dikkat Etmesi Gerekenler
Ameliyatın uzun vadeli başarısını korumak ve konforlu bir yaşam sürmek için bazı basit yaşam tarzı değişikliklerini benimsemek çok önemlidir. Bu kurallar, yeni mide anatominizle uyum içinde yaşamanıza yardımcı olacaktır. İşte dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar.
- Her zaman küçük porsiyonlar tüketin.
- Lokmalarınızı çok iyi çiğneyin.
- Yemeklerinizi yavaş ve sakin bir ortamda yiyin.
- Yatmadan en az 2-3 saat önce akşam yemeğini bitirin.
- Yemek sırasında aşırı sıvı almaktan kaçının.
- Kilo kontrolüne özen gösterin.
- Gazlı içeceklerden hayatınız boyunca uzak durun.
- Hava yutmanıza neden olabilecek sakız çiğneme veya pipet kullanma gibi alışkanlıkları terk edin.
Reflü ameliyatı doğru seçilmiş hastalarda %90’ın üzerinde başarı oranıyla, hastaları ilaç bağımlılığından kurtaran ve yaşam kalitesini kökten değiştiren bir tedavidir. Bu ameliyat bir son değil sağlıklı ve konforlu bir yaşam için atılmış yeni bir başlangıç adımıdır. Ameliyat sonrası bu basit kurallara uymak, bu başlangıcın ömür boyu sürmesini sağlayacaktır.

