Paratiroid ameliyatı vücudun kalsiyum dengesini düzenleyen paratiroid bezlerinden bir veya daha fazlasının aşırı çalışması durumunda, bu bezlerin cerrahi olarak çıkarılması işlemidir. Genellikle iyi huylu bir tümör (adenom) kaynaklı olan ve hiperparatiroidi olarak adlandırılan bu durumda kontrolsüz salgılanan paratiroid hormonu (PTH) kan kalsiyum seviyesini tehlikeli düzeylere çıkarır. Bu cerrahi müdahalenin temel amacı, hormon üretimini normale döndürerek kalsiyum metabolizmasını dengelemek ve yüksek kalsiyumun vücutta yarattığı sistemik etkileri kalıcı olarak ortadan kaldırmaktır. Bu yöntem durumun kesin tedavisini sağlayan en etkili yaklaşımdır.
Eğitim;
Lise: TED Ankara Koleji – Mezuniyet: 1998
Tıp Fakültesi: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi – Mezuniyet: 2005
Uzmanlık: Genel Cerrahi Uzmanlık Eğitimi – Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı – 2012
Uzmanlık Sonrası Süreç;
2012–2014: Devlet yükümlülüğü – Muş Devlet Hastanesi
Ocak 2014 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi AD – Uzman doktor, ardından akademisyen olarak görev yaptı
Mart 2016 – Ekim 2017: Başkent Üniversitesi İstanbul Uygulama Hastanesi – Karaciğer Nakli Sorumlu Yardımcısı
Haziran 2020 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi – Uluslararası Hasta Departmanı Direktörü
Paratiroid Ameliyatı Nedir?
Bu ameliyatı daha iyi anlamak için önce paratiroid bezlerinin ne işe yaradığını bilmek gerekir. Boynumuzda, soluk borumuzun önündeki tiroid bezinin hemen arkasına gizlenmiş, genellikle dört adet mercimek büyüklüğünde bez bulunur. İşte bunlar paratiroid bezleridir. Küçücük olmalarına rağmen üstlendikleri görev hayati derecede önemlidir. Bu bezler, paratiroid hormonu (PTH) adı verilen bir madde salgılar. PTH’nin tek bir amacı vardır: kanımızdaki kalsiyum miktarını çok hassas bir ayarda tutmak. Kalsiyum, sadece kemiklerimizin ve dişlerimizin sertliğini sağlayan bir mineral değildir; aynı zamanda kaslarımızın kasılabilmesi, sinirlerimizin mesaj iletebilmesi ve kalbimizin düzenli bir ritimle atabilmesi için de olmazsa olmazdır.
Sağlıklı bir vücutta bu sistem kusursuz çalışır. Kan kalsiyumu biraz düştüğünde, paratiroid bezleri bunu hemen algılar ve PTH salgılayarak kalsiyum seviyesini normale döndürür. Kalsiyum normale dönünce de PTH üretimi durur. Ancak bazen bu hassas ayar bozulur. Bezlerden biri veya birkaçı, kan kalsiyumu yüksek olmasına rağmen sanki düşükmüş gibi davranarak sürekli ve aşırı miktarda PTH salgılamaya başlar. Bu duruma hiperparatiroidi denir. Vücudun sürekli yüksek kalsiyuma maruz kalması zamanla ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Paratiroid ameliyatı işte bu sorunun kaynağı olan aşırı çalışan bez veya bezleri bularak cerrahi olarak çıkarmak ve vücudun kalsiyum dengesini yeniden sağlamak demektir.
Bu kontrolsüz çalışmanın altında yatan bazı temel nedenler vardır. En sık karşılaşılan durumlar şunlardır:
- Tek bir bezde oluşan iyi huylu tümör (Paratiroid Adenomu)
- Dört bezin tamamının büyümesi ve fazla çalışması (Paratiroid Hiperplazisi)
- Birden fazla bezde adenom bulunması (Çoklu Adenom)
- Çok nadir görülen paratiroid kanseri
Paratiroid Ameliyatı Hangi Durumlarda Yapılır?
Paratiroid ameliyatı kararı, hastalığın vücutta yarattığı etkilere ve hastanın genel durumuna bakılarak verilir. Günümüzde kan tahlillerinin yaygınlaşmasıyla birçok kişiye henüz ciddi bir şikayeti yokken teşhis konulabiliyor. Ancak bu hastalığın zararsız olduğu anlamına gelmez. Hem belirgin şikayetleri olanlar hem de şikayeti olmayıp belirli risk kriterlerini taşıyanlar için ameliyat en doğru tedavi seçeneğidir.
Eğer hiperparatiroidi vücutta belirgin hasarlar oluşturmaya başladıysa, ameliyat kesinlikle gereklidir. Bu klasik belirtiler şunlardır:
Böbreklerle ilgili sorunlar.
- Tekrarlayan böbrek taşları
- Böbrek dokusunda kireçlenme
- Kemiklerle ilgili sorunlar.
- Kemik erimesi (Osteoporoz)
- Basit düşmelerle oluşan kırıklar
- Yaygın kemik ve eklem ağrıları
Sindirim sistemiyle ilgili sorunlar.
- Mide bulantısı
- Kusma
- Kabızlık
- Karın ağrısı
- Nörolojik ve psikiyatrik sorunlar.
- Sürekli yorgunluk ve halsizlik
- Hafıza zayıflığı
- Konsantrasyon güçlüğü
- Depresif ruh hali
- Anksiyete
Peki, bu şikayetlerin hiçbiri yoksa neden ameliyat olunmalı? Çünkü hiperparatiroidi, uzun vadede sessizce vücuda zarar vermeye devam eder. Bu nedenle şikayeti olmasa bile aşağıdaki durumlardan birine sahip olan kişilere gelecekteki ciddi sorunları önlemek amacıyla ameliyat önerilir.
- 50 yaşından genç olmak
- Kan kalsiyum seviyesinin normalin üst sınırından belirgin derecede yüksek olması
- Kemik yoğunluğu ölçümünde osteoporoz saptanması
- Böbrek fonksiyonlarında azalma başlangıcı
- İdrarla kalsiyum atılımının çok yüksek olması
- Görüntüleme yöntemlerinde belirti vermeyen böbrek taşı saptanması
Özetle ameliyat sadece mevcut sorunları çözmekle kalmaz, aynı zamanda ileride ortaya çıkabilecek kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliği gibi ciddi risklere karşı koruyucu bir rol oynar.
Paratiroid Ameliyatı Riskleri Nelerdir?
Paratiroid ameliyatı bu alanda deneyimli bir cerrah tarafından gerçekleştirildiğinde son derece güvenli ve başarı oranı yüksek (%95-98) bir işlemdir. Yine de her cerrahi müdahalede olduğu gibi, bilinmesi gereken bazı potansiyel riskler mevcuttur. Bu risklerin farkında olmak, sürece daha bilinçli yaklaşmanızı sağlar.
Ameliyatla ilişkili temel riskler şunlardır:
- Kalıcı kalsiyum düşüklüğü
- Ses teli sinirinde zedelenme
- Kanama
- Enfeksiyon
- Ameliyatın başarısız olması
Kalıcı Kalsiyum Düşüklüğü (Hipoparatiroidi): Ameliyat sonrası en sık karşılaşılan durum kan kalsiyum seviyesinin geçici olarak düşmesidir. Bunun nedeni, sorunlu bez çıkarıldıktan sonra geri kalan normal bezlerin tembellikten kurtulup tekrar çalışmaya başlamasının biraz zaman almasıdır. Bu durum genellikle kalsiyum ve D vitamini takviyeleriyle yönetilir ve haftalar içinde düzelir. Ancak çok nadir bir ihtimalle (%1’den az), ameliyat sırasında tüm paratiroid bezlerinin istemeden zarar görmesi sonucu kalıcı kalsiyum düşüklüğü gelişebilir. Bu durumda hastanın ömür boyu ilaç kullanması gerekir.
Ses Teli Sinirinde Zedelenme: Paratiroid bezleri, ses tellerimizin hareketini sağlayan sinire çok yakındır. Ameliyat sırasında bu sinirin zarar görmesi ses kısıklığına neden olabilir. Bu durum genellikle geçicidir ve sinirdeki ödemin çözülmesiyle düzelir. Kalıcı hasar riski ise deneyimli ellerde %1’in altındadır ve ameliyatın en çok çekinilen komplikasyonlarından biridir.
Kanama (Hematom): Ameliyat bölgesinde kan birikmesi nadir (%1’den az) fakat ciddi bir durumdur. Boyunda oluşan şişlik soluk borusuna baskı yapabilir ve nefes almayı zorlaştırabilir. Bu nedenle ameliyat sonrası boyunda ani şişme ve nefes darlığı hissedilirse acil müdahale gerekir.
Enfeksiyon: Boyun bölgesi kanlanması iyi bir alan olduğu için bu ameliyatlardan sonra enfeksiyon riski çok düşüktür.
Ameliyatın Başarısız Olması: Bazen ameliyata rağmen kan kalsiyum seviyesi düşmez. Bunun en yaygın sebebi, hastalıklı bezin beklenmedik bir yerde (ektopik) olması ve bulunamaması ya da fark edilmeyen ikinci bir hastalıklı bezin varlığıdır. Böyle bir durumda ikinci bir ameliyat gerekebilir. Deneyimli bir cerrahın yaptığı ilk ameliyatta başarı şansı en yüksektir.
Paratiroid Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Paratiroid ameliyatı hastanın durumuna ve teknolojinin sunduğu imkanlara göre farklı yaklaşımlarla yapılabilir. Temel amaç her zaman aynıdır: soruna neden olan aşırı çalışan bezi bulup çıkarmak. Günümüzde iki ana cerrahi yöntem öne çıkmaktadır.
- Minimal İnvaziv Paratiroid Ameliyatı (MİP)
Bu günümüzde en sık tercih edilen modern yaklaşımdır. Bu yöntemin uygulanabilmesi için temel bir şart vardır: Ameliyattan önce yapılan görüntüleme testleri (ultrason, sintigrafi veya 4D-BT gibi) ile sorunlu olan tek bezin yerinin kesin olarak saptanmış olması. Eğer sorunlu bezin yeri bir harita gibi belliyse, cerrah boyunda sadece o bölgeye ulaşacak şekilde yaklaşık 2-3 cm’lik küçük bir kesi yapar. Bu küçük kesiden girilerek doğrudan hedefteki hastalıklı bez bulunur ve çıkarılır. Diğer normal bezlere ise hiç dokunulmaz.
Bu yöntemin birçok avantajı bulunur:
- Daha küçük bir ameliyat izi
- Ameliyat sonrası daha az ağrı
- Daha kısa ameliyat süresi
- Daha hızlı iyileşme ve normal hayata dönüş
- Genellikle aynı gün taburcu olma imkanı
- Daha düşük komplikasyon riski
Bu ameliyatın başarısını garantilemek için “ameliyat sırasında PTH ölçümü” adı verilen bir kan testi kullanılır. Hastalıklı bez çıkarıldıktan 10 dakika sonra kanda paratiroid hormonu (PTH) seviyesi ölçülür. Eğer PTH seviyesi %50’den fazla düşmüşse, bu doğru bezin çıkarıldığının ve ameliyatın başarılı olduğunun bir kanıtıdır. İşlem sonlandırılır. Eğer düşüş yeterli değilse, bu başka bir sorunlu bezin daha olabileceği anlamına gelir ve cerrah ameliyatı geleneksel yönteme çevirerek diğer bezleri de kontrol eder.
- Geleneksel Çift Taraflı Boyun Keşfi
Bu paratiroid cerrahisinin klasik yöntemidir ve belirli durumlarda hala “altın standart” olarak kabul edilir. Özellikle ameliyat öncesi yapılan testlerde sorunlu bezin yeri net olarak bulunamadığında veya birden fazla bezin hasta olduğundan şüphelenildiğinde bu yöntem tercih edilir. Cerrah, boynun alt kısmına daha geniş bir kesi yaparak her iki taraftaki dört paratiroid bezinin tamamını tek tek bulur, gözle inceler ve anormal derecede büyük olanları çıkarır. Bu yaklaşım sorunun kaynağı belirsiz olduğunda en kapsamlı ve güvenilir çözümü sunar. Cerrah, tecrübesine ve hastanın durumuna göre en uygun yöntemi seçecektir.
Paratiroid Ameliyatı Sonrası Süreç
Paratiroid ameliyatı sonrası iyileşme genellikle oldukça konforlu ve hızlıdır. Çoğu hasta, ameliyatın etkilerini birkaç gün içinde üzerinden atarak normal yaşamına dönmeye başlar. Ameliyat sonrası süreç hem hastanede hem de evde dikkatli bir takip gerektirir.
Hastanede Neler Beklenmeli?
Ameliyatınız bittikten ve narkozun etkisi geçtikten sonra odanıza alınırsınız. Bu ilk saatler ve günler, vücudunuzun yeni dengesine alışma sürecinin başlangıcıdır.
Hastanede sizi bekleyen adımlar genel olarak şunlardır:
- Ağrı kontrolü
- Beslenmenin başlaması
- Kan kalsiyum seviyelerinin takibi
- Kalsiyum takviyesi
Ameliyat bölgesinde hafif bir ağrı, gerginlik hissi ve yutkunurken hafif bir takılma hissi olması normaldir. Bu durum basit ağrı kesicilerle kolayca yönetilir. Birkaç saat sonra önce sıvı, ardından normal gıdalarla beslenmeye başlayabilirsiniz. En kritik takip, kan kalsiyum seviyenizin izlenmesidir. Ameliyattan sonraki ilk gün düzenli aralıklarla kanınız alınarak kalsiyum düzeyinize bakılır. Kalsiyum seviyesinde bir düşüş beklenir ve bu normaldir. Eğer kalsiyum belirli bir seviyenin altına düşerse veya uyuşma, karıncalanma gibi belirtiler yaşarsanız, doktorunuz hemen ağızdan kalsiyum ve D vitamini takviyesine başlayacaktır. Bu iyileşme sürecinin doğal bir parçasıdır. Çoğu hasta, minimal invaziv cerrahi sonrası aynı gün veya ertesi gün güvenle taburcu edilir.
Evde İyileşme Süreci
Eve döndüğünüzde iyileşmeniz devam edecektir. Bu dönemde vücudunuzu dinlemeniz ve bazı basit kurallara uymanız önemlidir.
- Aktivite: İlk birkaç gün dinlenmeniz önerilir. Bir hafta boyunca ağır kaldırmaktan ve yorucu sporlardan kaçınmalısınız. Ancak yürüyüş gibi hafif aktiviteler kan dolaşımını artırarak iyileşmenize yardımcı olur.
- Yara Bakımı: Ameliyat bölgesi genellikle küçük bir bantla kapatılır. Bu bölgeyi kuru ve temiz tutmanız yeterlidir. Doktorunuz yara bakımı ile ilgili size özel talimatlar verecektir.
- İlaçlar: Hastaneden ayrılırken size reçete edilen kalsiyum ve D vitamini takviyelerini, doktorunuzun belirttiği şekilde düzenli olarak kullanmanız çok önemlidir. Bu ilaçları kendi başınıza kesmemeli veya dozunu değiştirmemelisiniz.
Ameliyat sonrası süreç genellikle hastaların hayat kalitesinde belirgin bir artışla sonuçlanır. Yıllardır süren yorgunluk, ağrılar ve zihin bulanıklığı gibi şikayetler haftalar içinde yavaş yavaş kaybolur.
Paratiroid Ameliyatı Olanların Dikkat Etmesi Gerekenler
Başarılı bir paratiroid ameliyatı sonrası dönem, en az ameliyatın kendisi kadar önemlidir. Vücudunuz yeni kalsiyum dengesine alışırken, bu süreci sorunsuz atlatmak ve sağlığınızı kalıcı olarak korumak için dikkat etmeniz gereken bazı pratik noktalar vardır:
- Kalsiyum Düşüklüğü Belirtilerine Karşı dikkatli olun
Ameliyat sonrası erken dönemde kan kalsiyum seviyeniz düşebilir. Vücudunuzun bu duruma verdiği sinyalleri tanımak çok önemlidir. Aşağıdaki belirtilerden herhangi birini fark ederseniz hemen doktorunuza haber vermelisiniz.
Dudak çevresinde uyuşma
Parmak uçlarında karıncalanma
Ayaklarda uyuşma veya iğnelenme
Kaslarda seğirme
Ellerde veya ayaklarda ağrılı kramplar
- İlaç ve Takviyelerinizi Aksatmayın
Doktorunuzun size reçete ettiği kalsiyum ve D vitamini takviyeleri, iyileşmenizin temel taşlarıdır.
- İlaçlarınızı her gün aynı saatlerde almaya özen gösterin.
Kalsiyum tabletlerini öğünlerle birlikte almak emilimini artırabilir.
- Doktorunuza danışmadan asla ilacınızı kesmeyin.
İlaç dozunuz, kan tahlillerinize göre zamanla kademeli olarak azaltılacaktır.
- Kontrollerinizi İhmal Etmeyin
Ameliyat sonrası düzenli doktor kontrolleri, tedavinizin başarısının teyit edilmesi için gereklidir.
- Size verilen randevu tarihlerine mutlaka uyun.
- İstenen kan tahlillerini (kalsiyum ve PTH) zamanında yaptırın.
Bu kontroller, ilaç dozlarınızın ayarlanmasına ve normal bezlerinizin ne zaman devreye girdiğini anlamamıza yardımcı olur.
Ameliyat İzinin Bakımına Özen Gösterin
Boynunuzdaki izin güzel bir şekilde iyileşmesi için bazı basit adımlar atabilirsiniz.
- İlk altı ay boyunca ameliyat izinizi doğrudan güneş ışığından koruyun.
- Güneşe çıkarken yara izinin üzerine mutlaka yüksek faktörlü güneş koruyucu sürün.
- Yara tamamen kapandıktan sonra doktorunuzun önereceği iz giderici kremleri kullanabilirsiniz.
Genel Sağlık ve Yaşam Tarzı Önerileri
Ameliyat sonrası dönem, genel sağlığınıza daha fazla özen göstermek için iyi bir fırsattır.
- Bol su için.
- Kalsiyumdan zengin beslenmeye çalışın (süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler).
Doktorunuz izin verdiğinde düzenli yürüyüş gibi egzersizlere başlayın. Bu kemik gücünüzün yeniden artmasına yardımcı olacaktır.
Bu basit ama etkili adımları takip ederek, paratiroid ameliyatı sonrası süreci rahatça geçirebilir ve sağlığınıza en kısa sürede kavuşabilirsiniz. Herhangi bir endişeniz olduğunda doktorunuzla konuşmaktan çekinmeyin.

