Rektum kanseri ameliyatı kalın bağırsağın son kısmı olan rektumda gelişen tümörün, modern onkolojik cerrahi prensipleriyle temizlenmesini sağlayan temel tedavi yöntemidir. Bu operasyon kanserli dokuyu çevresindeki riskli lenf bezleriyle birlikte hassas bir planlamayla vücuttan uzaklaştırır. Tedavinin nihai amacı, hastalığı tamamen ortadan kaldırarak tam şifa sağlamak ve hastanın yaşam kalitesini en üst düzeyde tutmaktır. Kişiye özel olarak planlanan bu cerrahi müdahale, kanserle mücadele sürecinde sağlığa yeniden kavuşmak için atılan en önemli ve etkili adımdır.

Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy

Eğitim;

Lise: TED Ankara Koleji – Mezuniyet: 1998
Tıp Fakültesi: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi – Mezuniyet: 2005
Uzmanlık: Genel Cerrahi Uzmanlık Eğitimi – Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı – 2012

Uzmanlık Sonrası Süreç;

2012–2014: Devlet yükümlülüğü – Muş Devlet Hastanesi
Ocak 2014 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi AD – Uzman doktor, ardından akademisyen olarak görev yaptı
Mart 2016 – Ekim 2017: Başkent Üniversitesi İstanbul Uygulama Hastanesi – Karaciğer Nakli Sorumlu Yardımcısı
Haziran 2020 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi – Uluslararası Hasta Departmanı Direktörü

Özgeçmişi İncele İletişime Geç

Rektum Kanseri Ameliyatı Nedir?

Rektum kanseri ameliyatını, sadece bir tümörü kesip çıkarmak olarak düşünmemek gerekir. Bu operasyon aslında son derece hassas, adeta bir sanat eseri inceliğinde yapılan anatomik bir yolculuktur. Modern cerrahinin bu alandaki temel prensibi “Total Mezorektal Eksizyon” (TME) olarak adlandırılır. Bu kulağa teknik bir terim gibi gelse de mantığı oldukça basittir. Rektum, tek başına bir organ değildir; etrafı “mezorektum” denilen, içinde kan damarlarını, lenf yollarını ve kanserin ilk yayılım gösterebileceği lenf bezlerini barındıran zengin bir yağ dokusu paketiyle sarmalanmıştır. Bu paketin tamamı da kendine ait, incecik bir zar ile kaplıdır.

İşte TME ameliyatının özü, bu değerli paketi, dışındaki koruyucu zarı hiç zedelemeden, tek parça halinde, kusursuzca çıkarmaktır. Cerrah, ameliyat sırasında “kutsal plan” olarak bilinen, bu zar ile leğen kemiği duvarları arasındaki doğal, kansız bir boşlukta ilerler. Bu körlemesine yapılan eski yöntemlerin aksine, hem kanserli hiçbir dokunun geride kalmamasını sağlar hem de çevredeki hayati organ ve sinirleri korur.

Bu özenli yaklaşımın temel hedefleri şunlardır:

  • Tam Onkolojik Temizlik: Kanserli dokuyu, potansiyel yayılım yollarıyla birlikte koruyucu zarı yırtmadan bir bütün olarak çıkarmak. Ameliyat sonrası bu paketin yüzeyinin pürüzsüz olması, operasyonun ne kadar başarılı olduğunun bir kanıtıdır.
  • Güvenli Cerrahi Sınırlar: Tümörün etrafında, özellikle yan kısımlarda temiz, yani kansersiz bir alan bırakmak. Bu hastalığın aynı bölgede tekrarlama riskini en aza indiren en önemli faktördür.
  • Fonksiyonların Korunması: Ameliyat bölgesine çok yakın olan idrar ve cinsel fonksiyonları kontrol eden sinir ağını titizlikle korumak. Başarılı bir ameliyat, sadece kanseri tedavi etmekle kalmaz, aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini de en üst düzeyde tutmayı hedefler.

Kısacası rektum kanseri ameliyatı kanserle savaşırken hastanın gelecekteki yaşamını da düşünen, hassasiyet ve tecrübe gerektiren kapsamlı bir tedavidir.

Rektum Kanseri Ameliyatı Hangi Durumlarda Yapılır?

Rektum kanseri ameliyatı kararı, kişiye özel bir tedavi planının en önemli parçasıdır. Bu karar, hastalığın durumu ve hastanın genel sağlığı göz önüne alınarak, farklı branşlardan uzmanların bir araya geldiği bir konseyde (multidisipliner tümör kurulu) ortaklaşa verilir. Ameliyatın zamanlaması, şekli ve öncesinde ek bir tedaviye ihtiyaç olup olmadığı bu kurulda titizlikle değerlendirilir.

Ameliyat planını şekillendiren en kritik adım, hastalığın evresinin doğru bir şekilde belirlenmesidir. Bu süreçte en değerli yardımcımız, yüksek çözünürlüklü Pelvik Manyetik Rezonans (MR) görüntülemesidir. MR, cerrah için bir nevi yol haritası görevi görür ve ameliyat öncesi şu hayati bilgileri sunar.

  • Tümörün rektum duvarında ne kadar derine indiği
  • Çevredeki lenf bezlerine kanserin ulaşıp ulaşmadığı
  • Tümörün, çıkarılması planlanan doku paketinin dış zarına olan mesafesi
  • Kanserli dokunun, makatı kontrol eden kaslarla olan yakınlığı

Bu bilgilere ek olarak tanı koymak ve doku örneği almak için endoskopi (kolonoskopi) de vazgeçilmez bir yöntemdir. Bazen çok erken evre tümörlerde endorektal ultrason (EUS) da detaylı bilgi sağlayabilir.

Elde edilen bu bulgulara göre, eğer tümör “lokal ileri evre” olarak tanımlanırsa, yani boyutu büyükse, lenf bezlerine yayılmışsa veya cerrahi sınıra çok yakınsa, genellikle doğrudan ameliyat tercih edilmez. Bu durumda hastaya önce “neoadjuvan tedavi” adı verilen ameliyat öncesi kemoterapi ve radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanır.

Bu ön tedavinin birkaç önemli amacı bulunmaktadır.

  • Tümörü küçülterek ameliyatı daha güvenli ve kolay hale getirmek
  • Ameliyat sırasında tümörün temiz sınırlarla tamamen çıkarılma şansını artırmak
  • Makata çok yakın tümörlerde makat kaslarını koruyarak kalıcı torba (kolostomi) riskini azaltmak
  • Hastalığın ameliyat sonrası aynı bölgede tekrarlama olasılığını en aza indirmek

Son yıllarda gelişen bir başka yaklaşım ise “bekle ve gör” stratejisidir. Neoadjuvan tedaviye olağanüstü iyi yanıt veren, yani tedavi sonrası yapılan kontrollerde tümörün tamamen ortadan kalktığı gözlenen seçilmiş hastalarda, ameliyat yerine çok yakın takip bir seçenek olabilir. Bu hastayı büyük bir ameliyatın getireceği risklerden koruyan ancak çok sıkı bir takip disiplini gerektiren özel bir durumdur.

Genel Cerrahi Alanındaki Hastalıklar ile İlgili Randevu Almak İçin
Genel Cerrahi Alanındaki Hastalıklar ile İlgili
Randevu Almak İçin
Butona tıklayarak WhatsApp üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Rektum Kanseri Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Her büyük cerrahi girişimde olduğu gibi, rektum kanseri ameliyatının da potansiyel riskleri ve komplikasyonları vardır. Modern cerrahi teknikler, anestezi yöntemleri ve ameliyat sonrası bakım protokolleri bu riskleri en aza indirmiş olsa da hem hastanın hem de yakınlarının bu olasılıklar hakkında bilgi sahibi olması önemlidir. Bu olası bir sorunun erken fark edilip hızla müdahale edilmesine olanak tanır.

En sık karşılaşılan ve en çok dikkat edilmesi gereken risk, anastomoz kaçağıdır. Ameliyatta kanserli bağırsak kısmı çıkarıldıktan sonra, kalan sağlıklı uçlar birbirine tekrar bağlanır. Bu bağlantı noktasına “anastomoz” diyoruz. İşte bu dikiş hattının iyileşmemesi ve bağırsak içeriğinin karın boşluğuna sızması durumuna anastomoz kaçağı denir. Bu ciddi bir karın içi enfeksiyonuna (apse, peritonit, sepsis) yol açabilen, hayatı tehdit edebilecek ciddi bir durumdur. Genellikle acil bir ikinci ameliyat gerektirir. Tedavisi, durumun ciddiyetine göre antibiyotiklerden, sızıntı bölgesine bir dren yerleştirilmesine veya dikiş hattını korumak için geçici bir torba (stoma) açılmasına kadar değişebilir.

Bir diğer önemli konu ise stoma (torba) ile ilgili yaşanabilecek sorunlardır. Özellikle makata yakın yapılan ameliyatlarda, anastomoz hattını korumak amacıyla geçici olarak ince bağırsağın karın duvarına ağızlaştırıldığı bir stoma (ileostomi) açılabilir. Bu stoma hayat kurtarıcı bir önlem olsa da bazı zorlukları beraberinde getirebilir. Bunlar arasında sıvı ve mineral kaybına bağlı böbrek sorunları, stoma çevresindeki ciltte oluşan tahrişler, stoma fıtığı veya torbanın içeri kaçması gibi fiziksel problemler sayılabilir. Ayrıca bu geçici stomanın kapatılması için de ikinci bir ameliyat gerekir ve bu operasyonun da kendine özgü riskleri vardır:

Ameliyatın yapıldığı bölge itibarıyla, idrar ve cinsel fonksiyonlarda bozulmalar da görülebilir. Rektum, bu fonksiyonları yöneten sinirlerle çok yakın bir komşuluk içindedir. Ameliyat sırasında bu sinirleri korumak için azami özen gösterilse de özellikle büyük tümörlerde veya daha önce ışın tedavisi almış hastalarda bu sinirler etkilenebilir. Erkeklerde sertleşme ve boşalma sorunları; kadınlarda cinsel ilişki sırasında ağrı ve kuruluk; her iki cinste ise idrar yapmada güçlük veya idrar kaçırma gibi sorunlar yaşanabilir.

Bunların dışında, her büyük ameliyatta görülebilecek genel cerrahi riskleri de bulunmaktadır:

  • Ameliyat yarasında, akciğerde veya idrar yollarında enfeksiyon
  • Ameliyat sırasında veya sonrasında kanama
  • Bacak damarlarında pıhtı oluşması (derin ven trombozu)
  • Oluşan pıhtının akciğere atması (pulmoner emboli)
  • Ameliyat sonrası bağırsak hareketlerinin geçici olarak durması (ileus)

Rektum Kanseri Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Rektum kanseri ameliyatı tek bir standart yöntemden oluşmaz. Kullanılacak teknik, tümörün rektumdaki yerine, büyüklüğüne, hastanın genel durumuna ve cerrahın tecrübesine göre özenle seçilir. Ameliyatın temel felsefesi olan Total Mezorektal Eksizyon (TME) prensibi sabit kalsa da bu hedefe ulaşmak için farklı yollar izlenebilir.

Ameliyatın vücuda giriş yöntemine göre farklı yaklaşımlar mevcuttur.

  • Açık Cerrahi: Karın bölgesine yapılan uzun bir kesi ile gerçekleştirilen geleneksel yöntemdir.
  • Laparoskopik Cerrahi (Kapalı Ameliyat): Karın duvarına açılan birkaç küçük delikten içeriye sokulan bir kamera ve özel aletlerle yapılır. Cerrah, ameliyatı bir ekrandan izleyerek gerçekleştirir. Daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme gibi avantajları vardır:
  • Robotik Cerrahi: Laparoskopik cerrahinin en ileri teknolojisidir. Cerrah, bir konsol aracılığıyla robotik kolları yönetir. 3 boyutlu, büyütülmüş ve titreşimsiz görüntüleme ile insan elinin hareket kabiliyetini aşan hassas aletler sayesinde, özellikle dar ve derin bir bölge olan leğen kemiği (pelvis) içinde cerraha büyük bir avantaj sağlar. Bu sayede sinirlerin korunması ve kanserli dokunun çıkarılması daha hassas bir şekilde yapılabilir.

Tümörün bulunduğu yere göre yapılan ameliyatın türü de değişiklik gösterir.

  • Low Anterior Rezeksiyon (LAR), rektumun üst ve orta kısımlarındaki tümörler için uygulanan, makat koruyucu bir ameliyattır. Bu operasyonda, rektumun kanserli bölümü çıkarılır ve kalın bağırsak, kalan rektum kısmına veya doğrudan anüse yeniden bağlanır. Bu sayede hastanın normal yoldan dışkılaması devam eder. Genellikle bu bağlantıyı korumak için geçici bir süreliğine torba (ileostomi) açılması gerekebilir.
  • Abdominoperineal Rezeksiyon (APR) ise, makat kaslarını tutmuş veya bu kaslara çok yakın olan kurtarılamayacak kadar alt seviyedeki tümörler için yapılan bir ameliyattır. Bu yöntemde rektum, anüs ve makat kasları birlikte çıkarılır. Bu nedenle bağırsak devamlılığı sağlanamaz ve hasta, yaşamına karın duvarına yerleştirilen kalıcı bir torba (kolostomi) ile devam eder.
  • Lokal Eksizyon (TAMIS), sadece çok erken evredeki, küçük ve yüzeysel kanserler için uygun olan organ koruyucu bir yöntemdir. Karından hiçbir kesi yapılmadan, anüs yoluyla girilerek özel bir platform aracılığıyla sadece kanserli bölge çıkarılır. Bu hastayı büyük bir ameliyatın risklerinden koruyan minimal bir girişimdir.
  • Transanal TME (TaTME), özellikle çok aşağı yerleşimli tümörlerde ve obezite gibi teknik zorlukları olan hastalarda kullanılan yenilikçi bir tekniktir. Ameliyat, hem karından (laparoskopik/robotik) hem de anüs yoluyla iki cerrahi ekibin aynı anda çalışmasıyla gerçekleştirilir. Bu “aşağıdan yukarıya” yaklaşım en zorlu bölge olan pelvisin derinliklerinde mükemmel bir görüş sağlayarak ameliyatın güvenliğini ve etkinliğini artırır.
Bizimle İletişime geçin.
Formu doldurarak online randevu talebinde bulunabilirsiniz. Ekibimiz sizinle en kısa sürede iletişime geçecektir.


    Rektum Kanseri Ameliyatı Sonrası Süreç

    Ameliyat sonrası dönem, artık hastanın pasif bir şekilde yattığı ve iyileşmeyi beklediği bir süreç değildir. ERAS (Ameliyat Sonrası Hızlandırılmış İyileşme) Protokolü adı verilen modern yaklaşımlar sayesinde, hastalar artık iyileşme sürecinin aktif bir parçasıdır. Bu protokol, ameliyatın vücutta yarattığı stresi azaltmayı, komplikasyonları önlemeyi ve hastanın olabildiğince çabuk normal hayatına dönmesini sağlamayı amaçlayan, kanıta dayalı bir dizi uygulamadan oluşur.

    İyileşme süreci, aslında ameliyattan günler önce başlar.

    • Hastaya ve ailesine tüm süreç hakkında detaylı bilgi verilmesi
    • Beslenme durumunun optimize edilmesi
    • Ameliyattan 2 saat öncesine kadar berrak, şekerli sıvılar içilmesine izin verilmesi
    • Vücudu yoran ağır bağırsak temizliklerinden kaçınılması

    Ameliyat sırasında ve hemen sonrasında ise hastanın konforunu ve güvenliğini en üst düzeyde tutacak adımlar atılır.

    • Sadece narkotiklere yüklenmeyen, farklı ilaçların bir arada kullanıldığı etkin ağrı kontrolü
    • Ameliyat sırasında ve sonrasında vücudun sıvı dengesinin özenle korunması
    • Bulantı ve kusmayı önlemek için güçlü ilaçların kullanılması
    • Vücut ısısının normal seviyelerde tutulması

    Hastanede yatış sürecinde ise iyileşmeyi hızlandıracak kilit uygulamalar şunlardır:

    • Erken Hareket: Hastanın, ameliyat olduğu günün akşamında bile hemşire yardımıyla ayağa kalkıp yürümesi teşvik edilir. Bu kan pıhtılaşması ve akciğer sorunları riskini ciddi şekilde azaltır.
    • Erken Beslenme: Bağırsak seslerini beklemeden, ameliyattan sonraki ilk 24 saat içinde hastanın ağızdan gıda alımına başlaması hedeflenir. Bu bağırsakların daha hızlı çalışmasını sağlar.
    • Gereksiz Sonda ve Drenlerden Kaçınma: İdrar sondaları, karın içi drenler ve burundan mideye uzatılan tüpler, artık rutin olarak kullanılmaz ve ihtiyaç halinde en kısa sürede çıkarılır.
    • Aktif Katılım: Hastanın nefes egzersizleri yapması, yatakta hareket etmesi ve bakımına katılması, iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır.

    Bu protokoller sayesinde hastalar, genellikle 3 ila 7 gün arasında, kendilerini güvende hissederek ve günlük aktivitelerinin bir kısmını yapabilir hale gelerek evlerine taburcu olabilirler.

    Rektum Kanseri Ameliyatı Olanların Dikkat Etmesi Gerekenler

    Hastaneden taburcu olmak, tedavi yolculuğunun sonu değil yeni bir başlangıcıdır. Tam bir iyileşme sağlamak ve uzun vadede sağlıklı kalmak için hastaların hayatlarında bazı düzenlemeler yapmaları ve belirli konulara özen göstermeleri gerekir.

    Düzenli Takiplerin Önemi:

    Ameliyat sonrası dönemde doktor kontrollerini aksatmamak hayati önem taşır. Bu kontroller, olası bir nüksü (hastalığın tekrarlaması) veya yeni gelişebilecek sorunları en erken aşamada tespit etmek için yapılır. Takip programınız genellikle şunları içerecektir.

    • Belirli aralıklarla doktor muayeneleri
    • Kanda tümör belirteci (CEA) kontrolü
    • Akciğer ve karın tomografisi gibi görüntüleme tetkikleri
    • Belirli aralıklarla yapılacak kontrol kolonoskopileri

    Bağırsak Alışkanlıklarının Yönetimi:

    Özellikle makat koruyucu ameliyat (LAR) geçiren hastalarda, bağırsak fonksiyonlarında ciddi değişiklikler yaşanması çok yaygındır. “Low Anterior Rezeksiyon Sendromu” (LARS) olarak adlandırılan bu durumun bazı belirtileri vardır:

    • Sık sık tuvalete gitme ihtiyacı
    • Acil dışkılama hissi
    • Tam boşalamama hissi
    • Gaz ve dışkı kaçırma

    Bu durum zamanla düzelme eğilimindedir ancak yaşam kalitesini etkileyebilir. Bu süreci yönetmek için diyet değişiklikleri, makat kaslarını güçlendirici egzersizler (Kegel) ve bazen de ilaç tedavileri faydalı olabilir.

    Beslenme Düzeni:

    Ameliyat sonrası dönemde beslenme, iyileşmenin önemli bir parçasıdır. Genel olarak dengeli ve sağlıklı beslenmek esastır. Özellikle torbası olan veya LARS yaşayan hastalar için bazı diyet ipuçları şunlar olabilir.

    • Bol sıvı tüketimi, özellikle su
    • Gaz yapan yiyeceklerden (kuru baklagiller, lahana, karnabahar gibi) kaçınmak
    • İshal yapabilecek çok yağlı ve baharatlı gıdaları sınırlamak
    • Lifli gıdaları (sebze, meyve, tam tahıllar) yavaş yavaş ve kontrollü bir şekilde artırmak
    • Öğünleri sık aralıklarla ve küçük porsiyonlar halinde tüketmek

    Stoma (Torba) Bakımı:

    Torba ile yaşayan hastalar için stoma bakımı, günlük rutinin bir parçası olur. Stoma bakım hemşiresinden alınan eğitimle bu süreç kolayca öğrenilir. Cilt sağlığını korumak için doğru torba ve bakım ürünlerini kullanmak, torbayı düzenli olarak değiştirmek ve stoma çevresindeki cildi temiz ve kuru tutmak çok önemlidir.

    Fiziksel ve Duygusal İyileşme:

    Fiziksel olarak toparlandıkça, doktorunuzun onayıyla yavaş yavaş egzersiz yapmaya başlamak, hem vücut gücünüzü yeniden kazanmanıza hem de moralinizi yükseltmenize yardımcı olur. Kanser tanısı ve büyük bir ameliyat süreci, duygusal olarak da yıpratıcı olabilir. Bu dönemde kaygı, üzüntü veya gelecek endişesi yaşamak çok normaldir. Ailenizle, arkadaşlarınızla konuşmak, hasta destek gruplarına katılmak veya profesyonel bir psikolojik destek almak, bu zorlu süreci daha kolay atlatmanıza yardımcı olacaktır. Unutmayın bu yolculukta yalnız değilsiniz.

    Mide Fıtığı Nedir, Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Devamını Oku

    Anal Fistül Nedir, Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Devamını Oku

    Femoral Fıtık Nedir, Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Devamını Oku